COP 26 zirvesinde Türkiye

BM İklim Değişikliği 26. Taraflar Toplantısı’nda (COP26) ilk hafta tamamlanırken sera gazı emisyonlarına en fazla katkı yapan kömür kullanımını bırakmaya yönelik adımlar art arda gelmeye devam ediyor. Ancak Paris İklim Anlaşması’nı onaylayan Türkiye’den kömürden çıkışa dair hiçbir açıklama yok. 15 kurum yaptığı ortak açıklamada, Türkiye’nin COP26 bitmeden yeni kömürlü termik santral yapmayacağını ve kömürden çıkış tarihini açıklamasını talep ediyor. COP26’ya ev sahipliği yapan İngiltere’nin toplantıdaki ana hedefinin “kömürü geçmişte bırakmak” olduğunu hatırlatan kurumlar, Türkiye’nin ise sessizliğini koruduğunu; ne yeni kömürlü termik santral yapmayacağına ne de kömürden çıkış tarihine dair bir açıklama yapmadığını söylüyor.

“Net sıfır hedefi bu politikalarla imkansız”

15 kurumun ortak açıklaması şöyle:

“Aşağıda imzası bulunan kurumlar, Paris İklim Anlaşması’nı onaylayan ve 2053 için net sıfır karbon hedefini açıklayan Türkiye’nin atması gereken en hızlı ve gerçekçi adımın kömürü en geç 2030 yılına kadar elektrik sisteminden çıkarmak olduğu konusunda hemfikir. 

“Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ‘Karbon Nötr Türkiye Yolunda İlk Adım: Kömürden Çıkış 2030’ raporuna göre mevcut kömür teşviklerinin kaldırılması ve ‘kirleten öder’ ilkesi çerçevesinde karbon emisyonunun fiyatlandırılması ile en geç 2030 yılına kadar kömürden çıkış doğal seyrinde gerçekleşebilecek. 

“Türkiye 2053 net sıfır hedefinde kararlıysa kömürden çıkış tarihi açıklamak zorunda; çünkü söz konusu rapor gösteriyor ki mevcut politikalarla bu hedefi yakalaması imkansız. Türkiye kömürden çıkış tarihini belirleyip küresel işbirliklerine ne kadar erken katılırsa, bu süreç toplumun geneli için o kadar kazançlı olacak.”

COP26’da kömürden çıkış adımları

Konferansın ilk haftasında 46 ülke, “Kömürden Temiz Enerjiye Küresel Geçiş Deklarasyonu” yayımlayarak yeni kömür yatırımlarını sonlandırmak, temiz elektrik üretimini hızlandırmak, elektrik üretiminde kömürden çıkmak ve bu dönüşümden etkilenecek kömür işçileri ve bölgelerini gözetmek taahhüdünde bulundu.

Deklarasyona en çok kömür kullanan ülkelerden Güney Kore, Endonezya ve Vietnam da imza atarak ilk kez kömürü kullanımdan kaldırma ve/veya yeni kömür santrali inşa etmeme sözü vermiş oldu.

Toplantıda aynı zamanda 25 ülke ve kamu bankası artık fosil yakıt projelerini desteklemeyi bırakıp yenilenebilir enerji projelerine finansman ve destek sağlayacağını açıkladı.

Güney Afrika’yla imzalanan 8,5 milyar dolarlık adil dönüşüm fonu ve İklim Yatırım Fonu ve Asya Kalkınma Bankası gibi finansal kurumların kömürden erken çıkış mekanizmaları için ayıracağı fonlarda iddialı artış taahhütleri, kömürden çıkış hedefi koyan ülkelerin finansman kaynaklarına erişimi konusunda da destek göreceğini gösteriyor.

İmzacı kurumlar:

  • Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe)
  • Bilim Virüsü İklim Öncüleri
  • Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  • EKOSFER
  • Fridays For Future Türkiye
  • Greenpeace Akdeniz
  • İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği
  • Kömürün Ötesinde Avrupa (Europe Beyond Coal)
  • Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL)
  • Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA)
  • WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
  • Yeşil Düşünce Derneği
  • Youth for Climate Türkiye
  • Yuva Derneği
  • 350.org

İngiltere ev sahipliğinde İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleşen COP26 31 Ekim Pazar günü açılış konuşmalarıyla başladı.

Türkiye’yi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’ın temsil ettiği konferans 120 dünya liderini ve dünyanın dört bir yanından on binlerce katılımcıyı bir araya getirdi. Toplantı 12 Kasım tarihine kadar da devam edecek.

Paris Anlaşması ve Türkiye’ye eleştiriler

Türkiye 2016’da taraf olduğu ve ülkelerin kendi iradeleriyle belirlediği ulusal katkı beyanlarının küresel ısınmayı iki derecenin, mümkünse 1.5 derecenin, altında tutmayı ve bu amaç için de ülkelerin ortak çalışmasını sağlamayı hedefleyen Paris İklim Anlaşmasını henüz geçtiğimiz ay imzalamıştı.

2016’da BM Sekreteryası’na sunulan Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı’nda, 2012’de 430 milyon ton olan toplam sera gazı emisyonlarının, azaltım önlemleri ile 2030’da 929 milyon tona kadar çıkarabileceği belirtilmişti. Başka bir deyişle Türkiye sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdü vermemiş, iki katından fazla artırabileceğini söylemişti.

Türkiye bunu yaparken, eğer hiç önlem alınmazsa emisyonlarının 2030’da 1 milyar 175 tona çıkacağını, verilen beyanla bu miktarın 929 milyon tonda tutulacağını ifade etti. Bu beyanını da “artıştan yüzde 21 oranında azaltım” olarak tanıttı. Türkiye’nin açıkladığı niyet beyanındaki referans senaryosunun gerçeğin çok üstünde olması da yıllardır iklim hareketinin ve uluslararası kuruluşların eleştirilerine yol açtı.

Ülkelerin iklim politikalarını takip eden Climate Action Tracker (CAT), Türkiye’nin bu alanda “kritik derecede yetersiz” olduğunu söylüyor ve Ankara’nın daha iddialı hedefler koymasını tavsiye ediyor. CAT’e göre tüm ülkeler Türkiye gibi hareket ederse dünyanın dört dereceden fazla ısınması kaçınılmaz.

Glasgow’da yürüyüş düzenleyen Extinction Rebellion üyesi iklim aktivistleri

* Fotoğraf: AA

İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) dördüncü gününde devam ediyor.

COP26 “dünya için son şansımız” olarak nitelendirilse de bilim insanları, COP26 öncesi ülkelerin taahhüt ettiği yeni önlemler tamamen uygulansa bile küresel ısınmanın 1,5 derecenin altında tutulması için yeterli olmayacağını öngörüyor.

Ülkeler yeni anlaşmalara imza atsalar da Glasgow’da Dünya’nın geleceği için büyük adımlar henüz atılmış değil. Nitekim konferansa yazılı bir açıklamaya katılan dünyanın en büyük sera gazı kaynağı Çin yeni bir taahhütte bulunmadı, Hindistan net sıfır emisyon hedefi için 2070’i işaret etti. Rusya ise konferansa katılmadı.

Bunun yanında, dünden bugüne iklim krizinin en büyük tetikleyicilerinden biri olan fosil yakıtlardan kurtulup temiz enerjiye geçişe yönelik bazı adımlar atıldı.

COP26’nın dördüncü gününden yaşanan gelişmeler…

Glasgow Atılım Gündemi imzalandı

Türkiye, ABD, İngiltere, Hindistan, Kanada, Çin, Mısır, Avrupa Birliği, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya’nın aralarında bulunduğu 40’ın üzerinde ülke uluslararası bir plan olarak tasarlanan Glasgow Atılım Gündemi’ne (Glasgow Breakthrough Agenda) imza verdi.

Temiz enerji teknolojilerinin 2030’a kadar tüm dünyada herkes için erişilebilir ve düşük maliyetli olmasını sağlamak amacıyla hayata geçirilen Glasgow Atılım Gündemi kapsamında küresel emisyonların yüzde 50’sinden sorumlu olan 5 sektörde dönüşüm ana hedef olarak belirlendi.

Bu kapsamda, temiz kaynaklardan elektrik üretiminin her ülkede uygun maliyetli ve güvenilir şekilde sağlanması, ulaştırma sektöründe sıfır emisyon araçlarının kullanılması, çelik sektörünün sıfır emisyona yaklaşması, düşük karbonlu hidrojen üretiminin 2030’a kadar uygun maliyetli hale getirilmesi ve iklime dirençli bir tarım sektörünün oluşturulması sağlanacak. Söz konusu sektörlerdeki planların hayata geçmesiyle gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 4 artabileceği hesaplanıyor.

Atılıma destek veren ülkeler aynı zamanda 2022’de her sektörde sağlanan aşamayı görüşmek üzere bir araya gelecek ve bu gelişmelere ilişkin Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yıllık rapor hazırlanacak.

Yeşil Şebekeler Girişimi

Temiz enerjiye dönük bir karar da İngiltere ve Hindistan liderliğinde oluşturulan “Yeşil Şebekeler Girişimi – Tek Güneş Tek Dünya Tek Şebeke” girişimi oldu. Kıtaların ve ülkelerin enterkonekte şekilde temiz enerji kaynaklarından üretilen elektriğe erişimini sağlamayı amaçlayan girişime, 80’den fazla ülke destek verdi.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, toplantıda yaptığı konuşmada, temiz enerji teknolojilerini uygun fiyatlı, erişilebilir ve çekici hale getirmeyi amaçladığını belirterek, “Temiz enerjiyi şu anda en kirletici sektörlerde tercih edilir hale getirerek dünyanın her yerinde emisyonları azaltabiliriz” dedi.

Güney Afrika’ya kaynak

Yine temiz enerjiye dönük bir başka kararı da ABD Başkanı Joe Biden açıkladı. Biden, ABD’nin İngiltere, Fransa, Almanya ve AB ile birlikte, Güney Afrika’da daha hızlı bir temiz enerji dönüşümüne yardımcı olmak üzere ortaklık kurduğunu söyledi.

Güney Afrika, bu kapsamda bir dizi hibe ve imtiyazlı kredi yoluyla 3 ila 5 yıl içinde 8,5 milyar dolarlık finansal destek alacak. Elektrik üretiminin yüzde 80’den fazlasını kömürle çalışan santrallerden sağlayan Güney Afrika, bu destek fonlarını yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesinde kullanacak.

Kıtanın en büyük sera gazı üreticisi

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasında sera gazı emisyonu en yüksek ülke olma özelliği taşıyor. Küresel Karbon Atlası verilerine göre de Güney Afrika dünyada en fazla sera gazı emisyonu gerçekleştiren ülkeler listesinde 12’nci sırada yer alıyor.

Güney Afrika hükümeti, eylül ayında, 2030 yılına kadar ülkenin yıllık yaklaşık 480 milyon ton seviyesindeki karbondioksit (CO2) emisyonunun 350 milyon tona kadar düşürülmesini hedeflediklerini bildirmişti.

Ülkenin ulusal enerji firması Eskom ise ağustos ayında 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji projelerine yaklaşık 7,2 milyar dolarlık yatırım yapmayı planladıklarını açıklamıştı.

Finans kuruluşlarından net sıfır anlaşması

Konferans devam ederken dünyanın önde gelen finans şirketleri, sera gazı emisyonlarını sınırlamak amacıyla “Glasgow Net Sıfır Mali İttifakı (Gfanz)” adıyla bir taahhütte bulundu.

Taahhütte bulunan 45 ülkedeki 450’den fazla banka ve emeklilik fonunun toplam varlığı yaklaşık 130 trilyon dolar (Açıklanan varlıklarının 63 trilyon doları bankalardan ve 10 trilyon doları emeklilik fonları gibi varlık sahiplerinden ve 57 trilyon doları varlıklardan oluşuyor). Bu taahhüt, COP26’nın şu ana kadarki en büyük başarılarından biri olarak görülüyor. Gfanz’a üye olan finans grupları arasında HSBC, Bank of America ve Santander yer alıyor.

Mark Carney liderliğindeki Gfanz, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Koalisyon, önümüzdeki otuz yıl içerisinde ekonomilerin net sıfıra geçişine yardımcı olmak için 100 trilyon dolara kadar finansman sağlanabileceğini de açıkladı. Grup, çalışmaları hakkında periyodik olarak G20’nin Finansal İstikrar Kurulu’na rapor verecek.

  • NET SIFIR EMİSYON: İnsan faaliyeti nedeniyle atmosfere salınan karbondioksit, metan, azot gibi gazların miktarının yeryüzü tarafından doğal olarak emilen sera gazı miktarıyla dengelenmesi ve karbon nötr olması anlamına geliyor. Kavram ilk olarak 2015’te imzalanan Paris Anlaşması’nda kullanılırken, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için verilen taahhütler kapsamında net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen ülke sayısı 100’ü aştı.

İklim kampanyacıları eleştirdi

Öte yandan Gfanz’ın öne sürdüğü toplam sermaye rakamları, finansal hizmetler sektörünü takip eden bazı iklim kampanyacıları tarafından şüpheyle karşılandı.

Financial Times’ın aktardığına göre Bank on Our Future kampanya ağı stratejisti Becky Jarvis, Gfanz’a kaydolan varlık yöneticilerinin şimdiye kadar toplam varlıklarının sadece yüzde 35’ini net sıfır hedeflerine ayarladıklarını söyledi.

Stand.earth iklim finans direktörü Richard Brooks ise söz konusu taahhüdü veren finansal grupların yakın vadede fosil yakıt şirketlerini desteklemeye devam ettiği için eleştirdi. “Bu duyuru odadaki en büyük fili bir kez daha görmezden geliyor. Yeni açıklamada fosil kelimelerinden hiç bahsedilmiyor. Finans kuruluşları kömür, petrol ve gaz şirketlerine fon sağlamayı bırakmazsa, 1,5 derece ısınmanın altında kalamayız” dedi.

Fosil yakıtlar ve iklim krizi

Paris Anlaşması hedeflerini karşılamak ve küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için, ülkelerin kolektif bir şekilde on yıl içinde fosil yakıt üretimini (kömür- yüzde 11, petrol- yüzde 4, doğalgaz-yüzde 3) küresel ölçekte yıllık yüzde 6 azaltması gerekiyor.

Ancak, 57 ülke ve AB’nin iklim değişikliği konusundaki performanslarını değerlendiren İklim Değişikliği Performans Endeksi 2021‘e göre, ülkelerin hiçbiri, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu bir yol izlemiyor.

Yine BM Çevre Programı ile IISD, Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü, İklim Analitiği ve CICERO gibi diğer büyük araştırmacılar tarafından hazırlanan “Üretim Açığı Raporu”nun 2020 verilerine göre de dünyadaki toplam fosil yakıt üretimi küresel ısınmayı 1,5°C sınırının altında tutmak için gereken seviyeye yakın değil.

Suudi Arabistan, Rusya ve ABD gibi önde gelen ihracatçıların üretimi daha da hızlı bir şekilde azaltması gerek. Ancak bunun yerine ülkeler, fosil yakıt üretiminde yıllık yüzde 2’lik bir artışa doğru ilerliyor.

Öte yandan, Leeds Üniversitesi‘nde gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, emisyon azaltımının hızla ve keskin şekilde gerçekleştirildiği senaryo, fosil yakıtlara bağımlı olan ve “ortalama” olarak değerlendirilebilecek gelecek senaryosuyla kıyaslandığında, yaşanan ısınma seviyesinden daha fazlasını yaşama riskini 13 kat azaltıyor. Fosil yakıtların yoğun şekilde sürdüğü gelecek senaryosu ise, önümüzdeki 20 yıl içerisinde sıcaklıkların 1 ila 1,5°C artabileceğini gösteriyor. Bu durum, Paris Anlaşması’nda belirlenen sıcaklık artışı sınırlandırmasının 2050 yılından çok önce aşılması anlamına geliyor.

COP26 hakkında

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 1992 yılında 100’den fazla ülke tarafından küresel emisyonları düşürmek ve Dünya’nın iklimini korumak için imzalandı. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadelede farklı sorumlulukları olduğunu ancak birlikte hareket edilmesi gerektiği konusunda anlaşmaya vardı.

2015 yılında Paris’te gerçekleşen COP21, bütün ülkelerin küresel ısınmayı 1,5-2 dereceyle sınırlama konusunda resmen anlaştığı ilk zirve oldu.

Paris İklim Anlaşması çerçevesinde, 196 ülke düzenli olarak ulusal ve kolektif gelişmeleri raporlama kararı aldı. 2020’de ilk kez planlanan raporlama, Covid-19 salgını nedeniyle bu yıl gerçekleşiyor.

TIKLAYIN – İklim Zirvesi başlıyor: Neden kritik?

26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26), uzmanlar tarafından Paris İklim Anlaşması’nın test edileceği ilk zirve olarak tanımlanıyor. Öte yandan bilimsel çalışmalar bugüne kadar verilen ulusal taahhütlerin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtiyor.

TIKLAYIN – Ülkeler iklim krizine karşı verdikleri taahhütlerde yetersiz

Süreç

İngiltere ev sahipliğinde İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleşen COP26 31 Ekim Pazar günü açılış konuşmalarıyla başladı.

120 dünya liderini ve dünyanın dört bir yanından on binlerce katılımcıyı bir araya getiren konferans 12 Kasım tarihine kadar devam edecek.

COP26’da liderler 1 ve 2 Kasım boyunca açılış konuşmaları yapacak ve iklim hedeflerini katılımcılara sunacaklar. 3-12 Kasım arası program: finans, enerji, gençlik, kamuoyu desteği, doğa, değişim ve adaptasyon, bilim ve inovasyon ve ulaşım temalı günler halinde devam edecek.

Finans temalı günün açılışını İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak yapacak. Sunak, Paris Anlaşmasının hedeflerine ulaşmak için sunulan fonları anlatacak. Enerji temalı günde ise kömürden temiz enerjiye geçiş ve IPCC raporu üzerine konuşmalara Birleşik Krallık Ticaret Bakanı ve COP26 Başkanı Alok Sharma öncülük edecek.

Greta Thunberg, 5 Kasım Cuma günü Glasgow’da üç yıl önce başlattığı ve dünyaca tanınmasına sebep olan “Gelecek için Cumalar” eylemini yapacak.

COP26 konferansının tüm etkinlikleri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) internet sitesinde canlı yayınlanacak.

Hedefler

COP26’nın resmi hedefleri dört maddede özetleniyor:

  • Tüm ülkelerin 2050 yılına kadar net sıfır taahhüdünde bulunması ve küresel ısınmayı 1,5 derecede tutma hedefine yönelik çalışmaların başlaması.
  • İnsanları ve doğal yaşam alanlarını korumak için işbirliklerinin gerçekleşmesi.
  • İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmaları için zengin ülkelerden fon sunulması.
  • Paris İklim Anlaşmasını işler hale getirmek üzere yazılan Paris Kurallar Kitabı’nın tamamlanması.  Buradaki yazı bianet.org sitesinden alınmıştır.

www.bianet.org